Aslında siyaseti ve siyaset hakkında konuşmayı sevmem. Ancak bazı özellikla batılı uzmanlar bu konuda ortak bir görüş beyan ederler “Halk politikanın içinde olmalı, hayatımızı idare edenler hakkında fikir sahibi olmalı”.. Ben yine de bu konulara uzak durmak istiyorum, zaten herşey ayan beyan ortada, yine de bazen öyle anlar oluyor ki, kişisel fikrimi ve görüşlerimi burada yazmadan edemiyorum. Politika sevmeyenlerden şimdiden özür dilerim…

CHP başkanı Deniz Baykal, politikalarını nedense bir türlü benimseyemediğim, duruşu ile Atatürk ilkelerine ve CHP nin yapısına pek bağdaştıramadığım bir politikacı. Bunlar elbette benim kişisel düşüncelerim ama bana sorarsanız CHP’ye ciddi anlamda kan kaybettiren, CHP sempatizanlarına ve oy verenleri CHP’den soğutan bir kişi. Bu son yazdıklarımı ben değil, çevremdeki CHP liler söylüyor ;) Gelelim Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili konulara…

Az geçmişe gidelim…
Nedense yurdum insanını anlamayan, hala eski kafalı bazı kişiler, politikanın bundan 10 larca yıl önce yapıldığı gibi yapıldığını zannediyor. O zamanlar diğer parti mensuplarına laf atmak, rakiplere yüklenmek, seçilene kadar halkın içine karışmak, türlü türlü uçuk vaadlerde bulunmak modaydı. Elbette zamanında bunlar itibar görüyordu ve politikacılar da buna göre kendilerini hazırlayıp halkın karşısına çıkıyorlardı. Ardından bir cümbüşle birlikte söylemler, demeçler, … vs vs gereksiz şeylerle halkın dikkatini çekmeye çalışıyorlardı.

Kemal Kılıçdaroğlu
Adını televizyonda ilk duyduğumda Kemal Kılıçdaroğlu da aynı yöntemle dikkat çekmeye çalıştı. Elinden evrak, dosya, belge eksik olmayan Kemal Kılıçdaroğlu da tıpkı eski Demirel, Ecevit, Özal zamanlarını anımsatan bir şekilde adını duyurdu. Ardından herkese ve özellikle iktidar partisine yüklenen demeçlerle dikkatlerin sürekli üzerinde olmasına çabaladı. Sözde önce işsizlere iş vaad etti ki, ardından bunun yetkisi dahilinde olmadığını farkedince vaz geçti. Sonrasında İstanbul’a 100 km metro inşa etmeye, yerleri çamurdan kurtarmaya, İstanbul’a daha başkan olmadan kazandırdıklarını ve hele bi de belediye başkanı olsa neler yapacağını ardı ardına sıralamaya başladı Kemal Kılıçdaroğlu.

Şimdi burada eğri oturup doğru konuşalım. CHP nin daha önce de İstanbul belediye başkanı olmadı mı? Bundan önce İstanbul Belediye Başkanları ne yaptı? Ayrıca son dönemde İstanbul’da neler yapılıyor? Bunları düşünmek lazım…

Açıkçası ben bir İstanbul’lu olarak yapılanlardan gayet memnunum. Zamanında hayıtladığım bir Bedrettin Dalan vardı mesela. Lafta çok ama icraatta birşey yoktu. Hayal olan o kadar çok yatırım vardı ki.. Bundan sonra gelecek olanların ne farkı olacak? hiç.! Diğer taraftan şu an İstanbul Belediye Başkanı kim? Kadir Topbaş. Peki bir İstanbul’lu olarak çevrenizde olanlara elbette dikkat ediyorsunuz değil mi? Malum iktidar AKP ve Belediye Başkanı da AKP nin… Elbette aksayan şeyler yok değil, fakat daha öncesini düşünün. Bence Recep Tayyip Erdoğan ile başlayan İstanbul’daki düzgün belediyecilik olayı, akabinde aynı düşünceyle devam ediyor. En azından ben daha önceleri İstanbul’u kimsesiz gibi düşünüyordum. Fakat şimdi hiç de öyle olmadığı aşikar değil mi sizce de…

Gerçeklere bakalım…
Şimdi herşeyi bir kenara bırakın da, iktidarda AKP hükümeti var. Belediyelere kaynak nereden aktarılıyor? AKP nin iktidar olduğu bir dönemde, İstanbul Milletvekili AKP nin olduğu bir ilde başka bir partinin belediye başkan adayı olması sizce nasıl sonuçlar doğurur? Bunu dikkate almak lazım…

Oyumu kime vericem?
Ben bu seçimlerde öncelikle iktidar partisinin adayayını zaten biliyoruz, öncelikle onu düşünücem. Ama ardından şu kriterleri kesinlikle göz önüne alıcam: En az parti bayrağı diken, en az masraf yapan, zaten maddi olarak pek de parlak olmayan ülkemin kaynaklarını en az harcayan, eski ve dar kafalı bildiğimiz klasik politikacılar zihniyette olmayan, çalışkan, İstanbul’a gereken değeri, önemi ve titizliği veren, İstanbul’u bilen, İstanbul’lu birine oy vericem. Kim olduğunu söyledim heralde :) anlayan anladı ;)

Kemal Kılıçdaroğlu o kadar çok başkalarına yüklendi ki, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yazı yazacaktım fakat yine ibre karşı tarafa döndü. Son olarak sayın Kemal Kılıçdaroğlu, bırakın eski kafalı siyasiler gibi hareket etmeyi. Sizi hiç alamayacağınız İstanbul belediye başkan adayı yapmak ister gibi görünen ama aslında CHP içinde kendisine bir rakip olarak tehdit olduğunuzu düşünerek, tıpkı Mustafa Sarıgül gibi sizin de varlığınızı sona erdirmek için kurtlar sofrasına atanlara arkanızı yaslamışsınız. Ancak ben çocukken arkamdaki güvendiğim arkadaşım, bazen çömelir ve önümdeki de hafifçe ittiğinde arkamdakine takılıp düşerdim. Aynı duruma düşüyorsunuz…

Kemal Kılıçdaroğlu, televizyonlarda yaptığınız konuşmalarda bırakın başkalarına çamur atmayı da, bir kez olsun doğru dürüst söylemler yapın. Bir kere olsun, bulunduğunuz partiyi tutanlar düzgün bir aday görsünler. Yoksa gerçekten bu şekilde devam ederseniz, zaten yaşayacağınız hüsran çok daha büyük olacak…



Yorum Yapabilirsiniz

Önce üye girişi yapmalısınız.

Tarih: 26.Şubat.2009 23:32 - Perşembe
Yazan: BirDost
Yazıldığı Bölüm: Turkiye Gercekleri
RSS Beslemesi: RSS 2.0